Dünyanın Merkezi : Manhattan
Aborjinler Diyarı : Melbourne






Werribee - Open Range Zoo
Philip Island
Çocuğu olanlara 2 ek öneri :
Egzotik = Bali






Bali, Endonezya’da halkı Müslüman olmayan tek adadır. 8.yy’dan bu yana Hinduizm inançları ile dolu insanlar yaşıyor bu topraklarda. 1950’ye kadar yüzyıl boyunca Hollanda’nın, 2.Dünya Savaşı sırasında ise Japonya’nın istilalarına karşı özgürlükleri için savaşmışlar. Ancak hala adada savaştan çıkmış bir halk değil de, aksine dünyada kötülüğe dair herşeyden habersiz gibi görünen insanlara rastlayacaksınız.
Balililer bambaşka bir dünyada yaşayıyor. Onların masum ama bir o kadar da ilginç inançları, sizi çok şaşırtacak. Örneğin; tanrı heykellerinin belinden aşağılarını örtü ile sarıyorlar; çünkü tanrıları uyandığında utanması, rahat etsin istiyorlar. Hergün yiyeceklerinin bir kısmını tapınaklarda adak olarak tanrılara sunuyorlar, ertesi gün yenmediğini görüyorlar, yine de onu tazesiyle değiştiriyorlar; ya uyanırsa, ya aç kalırlarsa...Ölülerini çok gösterişli bir törenle gömüyorlar, evden kabristana karmakarışık bir yoldan gidiyorlar ki, ölenin ruhu eve dönmek isterse, yolunu şaşırsın; bulamasın.
Bali’de hava yıl boyu 25-30 derece aralığında. Her mevsim fırsat bulduğunuzda gidebilirsiniz. Ancak sıcağı çekilir kılmak”için, güneşi en çok özlediğiniz kış aylarında gitmenizin faydası olacaktır, Aralık – Mart dönemindeki yağmurlardan çekinmeyin, Ekvator’a bu kadar yaklaşıp, yağmurunda ıslanmadan dönülmez.
Bali’ye çocuklarla veya kalabalık bir grup ile kesinlikle gitmeyin. Çocukların ilgisini çekecek bir şey yok ya da her istediğinizde onları dinlendirmek için oturacak, yemek yedirecek bir yerler bulmayabilirsiniz. Kalabalık grupları da idare etmek zor olacaktır. Ne kadar küçük ve anlaştığınız bir grup ile giderseniz o kadar rahat edersiniz.
Bali’yi gezmek için en az 4-5 gün gerekli. Pek çok tur şirketi Bali’yi Singapur ile birlikte 1 haftalık paket olarak sunuyor. Bu turları tercih ederseniz, iyi havayolları ile uçabilir, 5 yıldızlıotellerde kalabilir, Türk tur rehberinden faydalanabilirsiniz. Eğer fazladan macera aramıyorsanız münferit gitmeyin, hem pahalı olur hem de gerçekten Türkçe bilen rehbere ihtiyaç duyduğunuz zamanlar oluyor. Bali’de tur rehberinize eşlik edecek bir yerel rehber hizmeti almak da zorunlu, yani her daim iki rehberiniz olacak.
Bali’ye turla gittiniz ve 4 gününüz var diyelim. Arada bir yarım günü mutlaka otelin deniz kıyısında dinlenmeye ayırın, güç toplayın, masaj yaptırın.
Otelde Bali’de yapılabileceklerle ilgili yüzlerce broşür göreceksiniz. Tur şirketiniz zaten mutlaka her güne bir program koymuştur. Mümkünse hepsine katılmaya çalışın. Yorgunluktan turlar arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsanız veya katılım sayısı az olduğundan iptal olabilecek bir tur olursa, bedeli neyse ödeyip mutlaka katılın diyebileceğimiz turları aşağıda sıralıyoruz :
Tanah Lot Turu :
Medeniyetlerin Başkenti : Roma

Roma’yı hafife almayın; 2800 yıllık bir şehir bu, medeniyetlerin başkenti. Roma diğer turistik şehirler kadar kolay tüketilebilecek bir şehir değil. “Roma’ya bir kez gittim, gördüm, bittirdim” olmaz. Roma’ya her gidişinizde Aşk Çeşmesi’ne arkanız dönük sağ elle sol omuz üzerinden para attıkça, her fırsat bulduğunuzda tekrar gitmek isteyeceksiniz. Öyle 3-4 güne sıkışmış turlarda koştura koştura her yeri görmeye çalışmayın. Aksine Roma’lı olun, keyif için de yaşayın bu şehri. Göremediğiniz yerler olursa üzülmeyin, nasılsa tekrar gideceksiniz. Size şehir rehberlerinde anlatılan ve her yerde bulabileceğiniz bilgilerden bahsetmeyeceğim. Aksine kendim gezerken “keşke biri bana söyleseydi de önceden bilseydim” diye hayıflandığım konulardan bahsedeceğim.
Ne zaman, kiminle gitmeli
Kışın gitmeyin, her turist gibi sokakta çok fazla vakit geçiriyorsunuz, Collesium’da sıra beklerken ciğerlerimin titrediğini hatırlıyorum. İlle de kışın gideceğim derseniz, mutlaka çok kalın kazaklar ve kaban alın. Kat kat giyinin, kafelere girdiğinizde üstünüzü hafifletebilin.
Yazın gitmeyin, sıcak bir tarafa çok kalabalık. Tüm dünya insanları yıllık iznini İtalya’da değerlendiriyor diyebilirim. Sokakta yürünmüyor, tüm şehir manzarası, baktığız her yön insanların enseleriyle kesiliyor.
Bahar’da gidin, Nisan, Mayıs, Eylül, Ekim en ideal aylar.
Roma’da arkadaşlarınızla, sevgili, eş, çocuklarınız veya ailenizle gidebilirsiniz. Programınız hemen hemen hiç değişmeyecektir. Her yaşa, her ortama uygun.
Nerede kalmalı
Şehir içinde metro durağına yakın herhangi bir yerde kalabilirsiniz, metro ile ulaşım çok rahat. 3 yıldızlı oteller genellikle beklentinin üzerinde. Zaten artık internetten otelin resimleri ve kalanların yorumları görülebiliyor. Tek tavsiyem, pek çok tur şirketi tur ücretini düşük tutup Roma’nın içinde değil de Roma’ya 1 saat mesafedeki bölgelerde konaklatıyor. Roma’ya gitmişken kim her akşamüstü belirli bir saatle tur otobüsüyle otele dönmek ister ki! Kesinlikle tercih etmeyin, aradaki fiyat farkını fazlasıyla taksilere vermek zorunda kalırsınız.
Nereleri görmeli
Roma’da görülecek 100’lerce tarihi eser, anıt, müze var. Roma’nın en güzel tarafı daracık sokaklarda bile bir anda karşınıza çıkan bir güzelliğin, tarihi eserlerin olması. Aşağıda sadece en önemli 6 gezilmesi gereken yer ile ilgili tavsiyelerde bulunacağım.
Vatikan :
Vatikan’da Pazar ayinini görmek istiyorsanız mutlaka sabah 09:30’da orada olacak şekilde otelden çıkın, yerininizi tutun. Ancak ayini görmek dışında Pazar günü görülecek bir şey yok, hem çok kalabalık hem de Vatikan Müzesi kapalı oluyor. Vatikan’a metro ile gidiyorsanız, Vatikan yazan durakta değil de bir sonrakinde inin, daha yakın oluyor. Vatikan Müzesi girişinde tüm Vatikan’ın etrafını saracak uzunlukta kuyruklar oluyor. Boş yere sabah 8’de kalkıp gitmeyin, herkes erken gitmenin iyi bir fikir olduğunu düşünüyor, yine kalabalık. Kuyrukların etrafında elinde kulaklık olan rehberler dolaşıyor. Yaklaşık 30 Euro gibi bir parayla sizi diğer 20-30 kişi ile birlikte sıranın başından içeri alıyor ve tüm tur boyunca ingilizce rehberlik hizmeti veriyor. Bu turda odak noktası Sistine Şapel, daha sonra 1 saat kadar ara verip bu kez katedralin içini gezmek üzere buluşuyorsunuz. Eğer rehberle girerseniz aradaki 1 saatlik boşlukta yapmanız gereken iki şey var. Birincisi müzeye girişte, herkes solu gösteren Sistine Şapel oklarını takip ediyor, siz Pinacoteca oklarını takip edin, bu sanat galerisinde Raphael’den Leonardo’ya birçok ressamın resimlerini görebilirsiniz. İkincisi Vatikan Kadetralinin içinde çıkışa yakın sağda bir müze oku vardır, ekstra ücret ister, mutlaka girin, Michelangelo’nun Pieta’sı da burada duruyor.
Colleseum ve Forum :
Burada da rehberlik hizmeti alabilirsiniz, yine sırada sizi öne geçiriyor ve tüm detayları ingilizce anlatıyorlar. Collesium’dan çıkmadan önce mutlaka ikinci kata bir çıkın, oradaki balkondan Forum ve Krallar yolunu en güzel manzarasıyla görebilirsiniz.
Piazza Navona :
Akşamüzerleri en güzel zamanı. Burada sokak ressamlarından resim de satın alabilirsiniz. Geceleyin alışveriş yapmayın, sadece geceleri fotokopi baskıları orginal resimmiş gibi satmaya çalışan insanlar oluyor.
İspanyol Merdivenleri :
Gün batımı en güzel zamanı. Merdivenlerin en tepesinde, San Angelo ve Vatikan kubbeleri arasında güneşin batışını izleyebilirsiniz.
Aşk Çeşmesi :
Gündüz ve gece iki ayrı ışıkta görüşmesi gereken bir yer, her daim kalabalık, bunun için sıkıntı yapmayın, hiçbir zaman boşalmayacak. Mutlaka basamaklarında oturup suyun sesini dinleyin, muhteşem heykelleri
seyredin.
Phanteon : Kubbesindeki delikten içeri ışık alıyor, bu sebeple mutlaka gün ışığı varken gitmelisiniz, duvarlardaki resimler orjinal, Rafaeli’in kabri burada, onu da görebilirsiniz.
Ne yemeli, içmeli
Roma’da salaş veya şık hiç farketmez, kolaylıkla güzel yemek yapan restorantlar bulursunuz. Zaten genellikle restorant aramayacaksınız, sarımsağın iştah açıcı kokusunuz duyduğunuzda açıktığınızı anlayıp hemen orada bir cafede yiyeceksiniz. Roma’da kapalı alanlarda sigara içilmiyor. Ancak sırf sigara içebilmek için dışardaki masalarda da oturmayın, cafelerin iç dekorasyonları çok güzel, içerideki ortamı da yaşamalısınız.
Yeme-içme konusunda mutlaka gidin diyebileceğim üç yer var.
Alfredo :
Türkiye’de de menülerde görmeğe alıştığımız Futtuccine Alfredo’nun mucidi. 1914 yılında karısının kaçan iştahını açmak için keşfettiği bu özel makarnayı mutlaka yiyin. Servis ve hizmet kusursuz, fiyatlar makul. Fettuccine Alfredo’nuzu yedikten sonra mutlaka kahve ile birlikte tiramisu deneyin. Rezervasyon yapmadan gitmeyin.
Adres : Piazza Augusto Imperatore, 30 Rome 00186 Italy /
Rezervasyon +39 6 687 8734
Ristorante Al 34 :
Tam bir İtalyan restorantı, duvarlar resimlerle dolu, garsonlar etrafta koşuşturuyor, dip dibe masalar, çatal bıçak sesleri... Et ve makarnaların en güzellerini burada yiyebilirsiniz. İstiridyeli makarnayı özellikle tavsiye ederim. Rezervasyon yapmadan gitmeyin.
Adres : Via Mario de' Fiori, 34 (Piazza di Spagna)
Rezervasyon +39 6 6795091
Caffé Tazza D’Oro : Phanteon’a arkanızı döndüğünüzde sağdaki köşede göreceksiniz, üzerindeki tabelada sarı harflerle “La Casa Del Caffe” yazıyor. Burada pek oturacak yer yok. Espressonuzu 2 dk.da ayakta içip çıkacaksınız, sonrasında ne zaman yakınlarında dolaşsanız iki dk bir kahve içeyim diyebilirsiniz.

